Dedikodu yapma davranışı neden bu kadar yaygındır? “Dedikodu baldan tatlıdır.” gibi sevimsiz bir sözü ilk kim söylemiş; böylesi bir kendini bilmezliği kim evrensel bir gerçeklikmiş ya da doğanın değişmez kanunuymuş gibi normalize edip başkalarına satmıştır? Dedikodu tatlı değildir. Kendinden kaçmanın ucuz bir yoludur. Sürekli yapılmasını normalmiş gibi algılayabilmek ve kendini iyi bir insan olarak görmeye …
Felsefe, hayata ve onu nasıl algılayıp yaşayacağımıza, anlamlı kılacağımıza dair sorularımızı yanıtlamamıza yardım etmesi gereken, ideal kullanımının böyle olması gerektiğini düşündüğüm; bilmekten ziyade anlama, anlamlandırma ihtiyacımıza hizmet eden düşünsel faaliyetler ve bunların sonuçlarından oluşan bir bütündür. Jung’un felsefeden “kurumsallaşmış Alman sapkınlığı” olarak bahsettiğini okuyunca, kendimi bunları düşünürken buldum. Kimlerden etkilendiğimiz, kimleri rehber kabul edeceğimiz ve …
Teoman’ın bu tek kişilik performansını izlemek, bana birini sevmekle ciddiye almanın aynı şey olmadığını; ya da bir başka deyişle sevmekle inanmanın aynı şey olmak zorunda olmadığını hatırlattı. Bence o, kendi kendine takılan ama bir yandan da sevilmek, dikkate alınmak isteyen biri. Şimdi bence dedim ya, Teoman’ın da monoloğunda dile getirdiği (birine bir şey söylerken, “şu …
Karşınızda konuşmakta olan bir arkadaşınız ya da yakınınız, o esnada uzaklara baksa ne düşünürsünüz? Beden Dili adlı kitabın yazarı olan emekli FBI ajanı Joe Navarro, bunu şöyle açıklıyor: “…Konuşma esnasında uzaklara bakmaya başladığımızda, bunu bir konu üzerinde daha net bir şekilde düşünmek ve konuşmakta olduğumuz insana bakarak dikkatimizi dağıtmamak için yaparız. Bu davranış genellikle kabalık …
“Vakit bir türlü geçmezkenYıllar, hayatlar geçiyor…” (bkz. Paramparça) “Bitene kadar bitmez hayatBitti mi de biter ama” (bkz. Rapsodi İstanbul) Zamanın yolcusuyken kapıldığımız bir yanılsama hali bu. İnsan telaşlı olup; yetişemediği / yetişemeyeceği hissine hayatı boyunca değişen sıklıklarda kapılabilir. Bunun nedeni, ölümlü olmasında saklıdır. Oysa zaman ölümlü oluşumuza da, yanılsamalarımıza da tümüyle kayıtsızdır. Sadece akar. Kalitesi …
Başarı için, Einstein’ın özel hayatında pek de kendine yer bulamamış bir kavram diyebiliriz. Tabii bunu insani bir açıdan değil, sonuca odaklanarak böyle yorumluyorum. Yoksa insani açıdan her şey mümkün ve insanın Einstein olması, her şeyi dosdoğru ve eksiksiz yapacağı anlamına elbette gelmiyor. Mesela oğullarından Eduard’a tıp eğitimi alırken genç yaşta şizofreni teşhisi konulur. Ama Einstein …
“…Aklın delmeye uğraştığı karanlıkları delinin keskin zekası çoktan yırtmıştır. Sözüm ona, aklı başında her kişi ötekilerden daha akıllı olduğunu ileri sürmektedir. Aklı aralarında bir türlü paylaşamazlar. Eleştiriler, polemikler, gürültüler, kavgalar hep bu bombadan patlar. Fakat biz deliliği şeref bildiğimiz halde, iki delinin ‘ben senden daha deliyim’ diye mesele çıkardığı hiç işitilmiş midir? …Akıllılar delilerden ne …
Çevirisini yapan İlhan Güngören’in yazdığı Önsöz’den: “21 Ekim 1982 tarihli Milliyet gazetesinde bir ruh hekimi, sinir hastası olduğu sanısıyla hekime başvuran kadınların büyük çoğunluğunun cinsel doyuma ulaşamamaktan yakınmakta olduklarını ve bu doyumsuzluğun kentteki kadını konkenci, kırsal kesimdekini ise dırdırcı yaptığını ileri sürüyordu. Acaba neden kadınlardan büyük bir bölümü hasta düşecek, hekime başvuracak derecede cinsel doyumsuzluktan …
Alfred Adler’in, İnsanı Tanıma Sanatı adlı kitabının II. bölümü olan “Karakter Bilimi”nde bahsettiği bir eylemdir. Bunun, itaat eden kişiye zevk veren bir eylem olduğunu ilk kez Romain Rolland’ın Jean Christophe adlı klasik serisinde okumuştum ve şaşırmıştım. Adler de benzer bir güdüyü dile getirmiş. Şahsen, uyumlu olmayla itaat etmenin birbirine karıştırılmasına şiddetle karşıyım ve işlerin tüm …
Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu; 1. Dünya Savaşı sırasında asker; cumhuriyetin ilk girişimcilerinden ve Atatürk’ü en çok anlayıp takip edenlerden olan; Yüksek Kimya Mühendisi ve iş adamı Kazım Taşkent’ten bahsetmek istiyorum. Yaşadığım Günler isimli otobiyografik kitabından altını çizdiğim bazı bölümler şöyle: “İnsanlar yaşlarını, arkalarında bıraktıkları yıllarla değil, anlamlı yaşadıkları yıllarla ölçmelidirler. Bütün olayların olağandışı koşullar içinde …